DİYETİSYEN EDA EVREN ÖZDEMİR UYARDI!!!
Haber
19 Temmuz 2021 - Pazartesi 11:36
 
DİYETİSYEN EDA EVREN ÖZDEMİR UYARDI!!!
Özel Fatma Hatun Hastanesi beslenme ve diyet uzmanı Diyetisyen Eda Evren Özdemir, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizi de etkisi altına alan COVID-19 pandemisi nedeniyle obezite oranlarının arttığına dikkat çekerek, Kurban Bayramında vatandaşlara yeterli ve dengeli beslenmeleri konusunda uyarılarda bulundu.
SAĞLIK Haberi
DİYETİSYEN EDA EVREN ÖZDEMİR UYARDI!!!

Özel Fatma Hatun Hastanesi beslenme ve diyet uzmanı Diyetisyen Eda Evren Özdemir, Dünya Sağlık Örgütü’nün en son yayınladığı rapora göre Türkiye 32 prevelans ile Avrupa’da yetişkin nüfusun obez olduğu en yüksek ülke olduğunu açıkladı. Özdemir; “ Yapılan çalışmalar özelikle COVID-19 pandemisinin tüm dünyada obezite oranlarının yükselmesine sebep olacağını göstermektedir. Karantina sürecinde evde geçirilen zamanın artması, hareketsizlik, stres, kaygı gibi durumlara yol açıp çoğu insanda sağlıksız yeme davranışına neden olmuştur” dedi. Özdemir, obezite hastalığında önemli bilgiler verdi.

 

OBEZİTE NEDİR VE TANISI NASIL KONULUR?

 

Obezite genel olarak bedenin yağ kütlesinin yağsız kütleye oranının aşırı artması sonucu boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının arzu edilen düzeyin üstüne çıkması durumudur. Obezite hesaplama amacıyla klinik araştırmalarda birçok yöntem kullanılmasına rağmen, pratik olduğu için sık kullanılan en geçerli yöntemler Vücut Kitle İndeksi (VKİ) hesaplaması ile bel ve kalça çevresi ölçümüdür.

 

Vücut Kitle İndeksi (VKİ), (İng. Body Mass Index – BMI) vücut ağırlığının (kg), boyumuzun metre cinsinden karesine bölünmesi ile (kg/m²) elde edilen veri ile hesaplanır.Bu değerler sonucunda zayıf, normal kilolu, fazla kilolu, obez ya da morbid obez şeklinde tanı yapılır.Akıllı tartılar ile yağ-kas analizi yapılarak vücuttaki yağ ,yağ dışı doku,kas,kemik ve sıvı ağırlıkları öğrenilir. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının 15-18'i, kadınlarda ise 20-25'ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde 25, kadınlarda ise 30'un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır.

 

Bel / kalça oranlarına bakıldığında kadınlarda 0.8 cm ve üzeri erkeklerde ise 1.0 cm ve üzeri kişiler risk oluşturmaktadır.

 

OBEZİTENİN TEDAVİSİNDE KİŞİYE ÖZEL YETERLİ VE DENGELİ BESLENME

 

Beslenme; açlık duygusunu bastırmak, karın doyurmak ya da canının çektiği şeyleri yemek içmek değildir. Beslenme; sağlığı korumak geliştirmek ve yaşam kalitesini yükseltmek için vücudun gereksinimi olan besin ögelerini yeterli miktarlarda ve uygun zamanlarda almak için bilinçli yapılması gereken bir eylemdir. İnsanın hayatını sürdürebilmesi için 50’ye yakın besin ögesine gereksinimi vardır. Büyümek, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşamak için bu besin ögelerinin her birinden bireysel ihtiyaçlara göre her gün belirli bir miktar alınması gerekir. Besin ögelerinin herhangi biri alınmadığında, gereğinden az ya da çok alındığında, büyüme ve gelişme engellenmekte, sağlık bozulmaktadır.
Vücudun büyümesi, yenilenmesi ve çalışması için gerekli olan enerji ve besin ögelerinin her birinin yeterli miktarlarda alınması ve vücutta uygun şekilde kullanılmasına "YETERLİ VE DENGELİ BESLENME" denir.
Yetersiz ve dengesiz beslenen kişilerin görünüşü şöyle tanımlanabilir;
- Hareketleri ağır, isteksiz, eğilmiş bir vücut,
- Şişkin bir karın,
- Ciltte çeşitli yara ve pürüzler,
- Sık sık baş ağrısından şikayet,
- İştahsız, yorgun, isteksiz bir kişilik.

 

KURBAN BAYRAMINDA YETERLİ VE DENGELİ NASIL BESLENİLİR?

 

Kurban Bayramı’nda, bayram geleneklerimizden olan tatlı, şeker tüketimine ek olarak kırmızı et tüketiminin miktarı ve sıklığı artmaktadır. Ancak özellikle bu dönemde şişmanlık, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve diyabet (şeker hastalığı) hastalığı olan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerekmektedir. Kurban bayramında; sağlıklı beslenmenin temel prensiplerine, yiyecek seçimine, porsiyon kontrolüne ve besin gruplarının dengeli dağıtılmasına özen gösterilmelidir.

  • Bayram sabahı kurban kesme telaşı ile kahvaltı öğününü atlanabilmektedir. Kahvaltı öğününün sağlıklı bir gün geçirmek için önemli olduğu unutulmamalıdır.
  • Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için; kalp-damar hastalığı, diyabet (şeker hastalığı) ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı'nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, kısıtlı miktarlarda tüketmeli ve aşırıya kaçmamalıdır.
  • Bayram boyunca artacak olan et tüketimiyle birlikte sebze tüketiminin de artırılması gereklidir.
  • İkram amaçlı sunulan ağır hamurlu tatlılar ve çikolatalar yerine, sütlü ve meyveli tatlıları tüketmek ve porsiyon miktarlarını az tutmak sağlıklı bir seçim olacaktır.
  • Bayram ziyaretleri sırasında artan çay ve kahve tüketimi aşırı miktarlarda olduğunda uykusuzluk, kalp ritim bozuklukları, mide problemlerine sebep olabilmektedir. Bu tür içeceklerin tüketilen miktarlarına dikkat edilmelidir.
  • 2-2.5 lt günde su tüketimine dikkat edilmelidir.
  • Kurbanlık hayvanların iç organları (sakatat) kolesterol ve yağ miktarları fazla olduğunda tüketilmesi önerilmemektedir.
  • Diabet hastaları, kalp ve damar hastaları, mide rahatsızlığı olanlar, hipertansiyon hastaları gibi belli bir beslenme düzeni ile takip edilen kişiler, diyetlerini bozmamaları gerekmektedir.
  • Sağlıklı yaşamın en temel kurallarından biri olan fiziksel aktivitenin arttırılmasına bayram boyunca da dikkat edilmeli, günlük tempolu yürüyüşlere devam edilmelidir.

 

KURBAN ETİ NASIL TÜKETİLMELİ?

 

Kırmızı et; iyi kalite hayvansal proteinin yanı sıra, demir, çinko, fosfor, magnezyum mineralleri ile B12, B6, B1 ve A vitaminleri içermektedir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içerikleri yüksektir. Görünür yağlar ayrılsa dahi kırmızı etin ortalama yağ içeriği 20’dir.Etler sindirimi zor olan besinlerdir. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik, hem pişirmede hem de sindirimde zorluğa yol açar. Bu nedenle özellikle mide-bağırsak hastalığı olan kişiler kurban etlerini hemen tüketmemeli, buzdolabında birkaç gün beklettikten sonra, haşlama veya ızgarada pişirme yöntemiyle pişirerek tüketmelidir.Genel olarak sakatat tüketimi de artmaktadır. Ancak özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır.

 

KURBAN ETLERİNİ NASIL PİŞİRMELİYİZ?

 Kurban Bayramı'nda, etin tüketim miktarının yanı sıra pişirme yöntemlerine de dikkat edilmelidir.

  • Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan kaçınılmalıdır. Çok yüksek ısıda, uzun süre pişirme ve kızartma yöntemi çeşitli "kanserojen maddelerin" oluşumuna neden olabileceği için tercih edilmemelidir.
  • Etler iyi kalite proteinin yanı sıra yağ, çeşitli mineraller ve vitaminleri de içermelerine rağmen C ve E vitaminini içermezler. Bu nedenle etlerin sebzelerle birlikte pişirilmesi veya etlerin yanında sebzelerin de tüketilmesi sağlıklı beslenme için gereklidir. Ayrıca besin çeşitliliğinin sağlanması açısından sağlıklı bir yöntemdir.
  • Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli ve ilave yağ eklenmemelidir.
  • Özellikle kuyruk yağı veya tereyağının et yemeklerinde kullanılmasından kaçınılmalıdır.
  • Etler ızgarada pişirilirken, etle ateş arasındaki uzaklık eti yakmayacak ve "kömürleşme" sağlamayacak şekilde ayarlanmalıdır.
  • Yüksek ateş yüzeydeki proteinleri birdenbire katılaştırır ve ısı etin iç kısmına ulaşamaz. Bu nedenle etlerin iç sıcaklığı en az 75 ºC olmalıdır. Çok yüksek ısı, etin dış yüzeyinin yanmasına ve su kaybının fazla olmasına yol açarak besin öğesi kaybını artırır.
  • Bazı zoonoz hastalıkların çiğ veya az pişmiş etlerin yenmesiyle bulaştığı unutulmamalı ve etler kesinlikle çiğ veya az pişmiş olarak tüketilmemelidir. 
  • Hayvanların kesilmesi, yüzülmesi, karkasın parçalanması, etin nakli, muhafazası, pişirilmesi ve tüketime sunulması aşamalarında kişisel hijyen kuralları ihmal edilmemelidir. 

 

KURBAN ETLERİNİ NASIL SAKLAMALIYIZ?

 Kesilen etlerin korunması ve saklanması insan sağlığı açısından çok önemlidir.

  • Kurban etleri, büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine veya yağlı kâğıda sarılmalı ve buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler, buzlukta -2 derecede birkaç hafta, -18 derece derin dondurucuda ise 3-4 ay süreyle saklanabilir.
  • Etler kolaylıkla bozulabilen potansiyel riskli besinlerdir. Etlerin dondurulduktan sonra tekrar çözünmesi bazı "mikroorganizmalar" için üreme ortamı oluşturur ve bu da sağlığımızı tehdit eder. Çözünen et hemen pişirilmeli ve tekrar dondurulmamalıdır.
  • Etlerin, "oda ısısında açıkta bırakılacak şekilde değil", yine buzdolabının alt bölmesinde çözünmesi sağlanmalıdır. Derin dondurucuda saklanan etin buzdolabının sebzelik kısmının üstüne konularak çözünmesi beklenebilir. Etin çabuk çözünmesi amacıyla oda sıcaklığında bekletme gibi yöntemler, insan sağlığı açısından tehlikeli sonuçları da beraberinde getirmektedir.
  • Et hazırlamada kullanılan kesme tahtalarında çiğ sebze ve meyveleri doğrama işlemi yapılmamalıdır.Bayramlarda da yeterli ve dengeli beslenme ilkelerine uygun miktarda et tüketirken çeşitlilik yaratmak için, diğer besin grupları olan ‘süt (süt, yoğurt, ayran, peynir vb) grubu’, ‘ekmek (tahıl; makarna, bulgur, pirinç )) grubu’, ‘sebze grubu’ ve ‘meyve grubu’ ile aynı öğünde birlikte tüketmeye özen gösterilmelidir. SAĞLIKLI VE KEYİFLİ BAYRAMLAR DİLERİM.
Kaynak: Editör: Semih BAYKAL
Yorumlar
Haber Yazılımı