DOĞUKAN BEYKOZ YEREL MEDYANIN SESİNİ DUYAN VAR MI?
Yazı Detayı
19 Temmuz 2021 - Pazartesi 12:29
 
YEREL MEDYANIN SESİNİ DUYAN VAR MI?
DOĞUKAN BEYKOZ
vizyonbolu@gmail.com
 
 

Anadolu Basını (Yerel Medya) bir şehrin kalbidir. Duyulmayanları duyurmak, görülmeyenleri kamuoyuyla buluşturmak, toplumun tarafsız haber alma özgürlüğü için çalışmak ve şehrin demokrasisini geliştirmek gibi birçok kilit göreve sahip olan yerel medya kuruluşları tarihinin en zor günleriyle karşı karşıya. Bu yazımda; kamuda tasarruf genelgesinin yerel medyaların işleyişinde ne gibi sorunlara gebe olduğunu ve yerel medya kuruluşlarının hem Türk basını hem de toplumumuz için önemini bulacaksınız…

 

Öncelikli olarak yerel basının öneminden ve bir şehir için neleri ifade ettiğinden bahsetmenin oldukça yararlı olacağını düşünüyorum. Zira uzun yıllar ulusal basının gölgesinde kalmış ve maalesef değeri, önemi yeteri kadar idrak edilememiş olan yerel medyanın aslında ne denli hayati bir faktör olduğunu iyi analiz etmeliyiz. Türkiye’de yerel medya kuruluşlarının diğer ülkelerdeki yerel medya kuruluşlarından önemli bir farkı vardır. Bizde yerel medya kuruluşları aynı zamanda “Anadolu Basını” olarak adlandırılmaktadır. Birçoklarımız Anadolu Basını tabirini duymuş olsak da bu tanımlamanın neden yapıldığını maalesef bilmiyor, araştırmıyoruz.

 

Kurtuluş savaşı mücadelesi sırasında İstanbul’da bulunan basın kuruluşları gerek işgal kuvvetleri gerekse işgal kuvvetlerinin destekçileri tarafından kontrol altına alınmış durumdaydılar. Dolayısıyla kurtuluş savaşı mücadelesi sırasında kadim topraklarımızda vermiş olunan bağımsızlık, hak ve hukuk mücadelemiz bugünlerde dördüncü güç olarak adlandırdığımız medyada asla yer bulamamakta ve geniş kitlelere nüfuz edememekteydi. Hal böyleyken kurtuluş savaşı kahramanlarımız büyük bir ileri görüşlülükle, silahlı mücadelenin önemi kadar asparagas haberler ve dezonformasyona uğramış söylentilerle baş etmek için Anadolu illerinde medya oluşumlarını destekleme kararı almışlardır. Tüm bunların akabinde itilaf devletlerinin işgali altında kamu görevini ifa edemeyen İstanbul merkezli basın kuruluşlarının aksine artık Anadolu Basını Türk basınına hizmet etmeye başlamıştır.

 

Dönem şartları içerisinde bile gecesini gündüzüne katan basın çalışanları, silahla tüfekle kurtuluş mücadelesi verircesine kalemle, daktiloyla, matbaada var güçleriyle çalışarak milletimizin haber alma özgürlüğünü savunmuş ve haklı mücadelemizi tüm dünyaya duyurma gayreti içerisinde olmuşlardır. Böylelikle kurtuluş mücadelemiz içerisindeki gelişmeler hem Anadolu illerine hem de tüm dünyaya duyurulmuştur. Yerel basının Anadolu Basını olarak adlandırılma süreci eşi benzeri görülmemiş bir mücadelenin haklı sonucu olarak tarihte yerini almıştır. Böylesine köklü ve müstesna bir özelliğe sahip olan yerel medya kuruluşları günümüzde de aynı duruş ve kararlılıkla çalışmalarını yürütmektedirler. Toplumun tarafsız ve objektif haber alma özgürlüğünü savunan yerel medya kuruluşları ve özellikle emektar basın çalışanları, içerisinde bulunduğumuz koronavirüs sürecinde bile gecelerini gündüzlerine katarak gerektiği noktada sağlıklarını bile göz ardı ederek kurdukları yüz yüze temaslarla “kamu görevlerini” ifa etmişlerdir.

 

KAMUDA TASARRUF GENELGESİ NELERİ KAPSIYOR?

 

Çok partili siyasi hayata geçtiğimiz günden bu yana hepimizin oldukça iyi bildiği üzere kamuda tasarruf konusu sıklıkla gündeme gelmiştir. Kamuda tasarrufa gidilmesi artık bir seçenekten ziyade zorunluluk meselesi halini almıştır. Zira cari açığın giderek büyüdüğü ve enflasyon-faiz çıkmazında yön aradığımız mevcut süreç içerisinde turizm gelirlerimiz de istediğimiz noktalara işaret etmiyor. Cari açığı finanse edebildiğimiz en önemli nokta olan turizm, bilindiği üzere pandemi koşullarına bağlı negatif bir seyir izliyor. Birleşmiş Milletler 2020 raporunda ise dünyada en fazla turizm kaybına uğrayan ülke maalesef Türkiye. Geçtiğimiz yıl pandemi etkisiyle turizmde 70 kayıp yaşadık. Enflasyonun giderek tırmandığı ve buna paralel maalesef işsizlik seviyesinin de yukarı yönlü hareket ettiği toplumun birçok alanda tasarrufa gittiği bu süreçte kamunun da tasarruf etmesi kaçınılmazdır. Fakat bu tasarrufu hangi alanlarda ve hangi ölçülerde yapacağınız en kritik nokta…

 

Resmi Gazete’de yayımlanan kamu kurumlarında tasarrufa ilişkin Cumhurbaşkanlığı genelgesinde maalesef yerel basın kuruluşlarını ve çalışanlarını önemli ölçüde etkileyen noktalar mevcut. İlgili genelgede özetle; kamu kurumlarında artık günlük gazete alımının durdurulduğu belirtilmiştir. Ayrıca kurum faaliyetleriyle doğrudan ilgili olan tanıtım giderleri hariç basın ve yayın organlarına ilan veya reklam verilmeyeceği de ifade edilmiştir. Yerel medya kuruluşlarının sürdürülebilir biçimde çalışmalarını sağlayan en önemli gelir kaynakları ise abonelikler ve reklam gelirleridir. Pandemi süreci içerisinde artan maliyet fiyatları ve yaşanan kapanma süreçlerinde reklam ve abonelik gelirlerinde ciddi oranlarda kayıplar yaşamalarına rağmen işleyişlerini kamu hizmeti olarak gören yerel medya kuruluşları topluma hizmet etmeye devam etmişlerdir. Birçok maddi zorlukla mücadele içerisinde olan yerel medya kuruluşlarının kamuda tasarruf tedbirlerinde az önce ifade ettiğim maddelere rağmen işleyişlerini sürdürmeleri ise maalesef bir hayli zor gözükmektedir.

 

YEREL MEDYA SESİNİ Mİ DUYURAMIYOR YOKSA KİMSE DUYMAK MI İSTEMİYOR?

 

Yerel medyaların pandemi koşullarından itibaren yaşadığı maddi zorluklar hepimizin malumu. Döviz fiyatındaki yükselişin maliyet fiyatlarını tırmandığı süreç içerisinde matbaa fiyatları da yukarı yönlü hareketlendi. Yerel medyaları yalnızca gazete bağlamında düşünmemek gerekir. Maliyet fiyatlarına ek olarak yeni normalleşme süreciyle birlikte 15 oranında zamlanan elektrik fiyatı özellikle işitsel medyanın kalesi olan radyo işletmelerini de zora sokmuş durumda. Hal böyleyken yerel medya kuruluşlarının, gazeteciler cemiyetlerinin ve konfederasyonlarının kolektif biçimde seslerini duyurmaları önem arz ediyor.

 

Fakat üzülerek görüyorum ki bazı bölge cemiyetleri yaşanan bu zorlu süreçte yerel medya kuruluşlarının sesini duyurmak için çaba gösterseler de meslektaşlarından yeterli desteği görememekteler. Tüm basın çalışanları ve sektör temsilcilerinin pandemi koşulları, zamlar ve kamuda tasarruf tedbirlerinin getirmiş olduğu negatif kararlar sonrası yerel medyaların yaşadığı sıkıntılı süreciyle ilgili kamuoyu oluşturmak durumundadırlar. Ancak böylelikle sayın yetkililer ve karar verici merciler de durumun evrilmiş olduğu negatif sürece karşı farkındalık oluşturacaklardır. Türk basınına hizmet eden tüm meslektaşlarımı açık çağrıyla kamuoyu oluşturmaya davet ediyorum…

 
Etiketler: YEREL, MEDYANIN, SESİNİ, DUYAN, VAR, MI?,
Yorumlar
Haber Yazılımı