Doç. Dr. Rengim Sine Nazlı PANDEMİDEN DİJİTALE SANAL HAYATLAR
Yazı Detayı
05 Mayıs 2022 - Perşembe 17:10
 
PANDEMİDEN DİJİTALE SANAL HAYATLAR
Doç. Dr. Rengim Sine Nazlı
vizyonbolu@gmail.com
 
 

Neresinden bakarsak bakalım COVID-19, hayatlarımızda birçok iz bıraktı. Hiç beklemediğimiz bir anda kendimizi yaşamın dört duvarla çevrelendiği, sevdiklerimizden uzak bir hayatın içinde bulduk. Onlarca bilinmezliğin içinde hayatlarımıza dair endişelerle bizden istenen her şeyi yaptık hiç sorgulamadan. Sahi hayatta kalma arzusu bu denli güçlü olmasa evlerimizde kalabilir miydik alıştığımız her şeyden uzakta?

 

Bu süreçte hayatımızla ilgili birçok yeniyle tanışırken, en büyük değişim dijitalde oldu. Eğitimden alışverişe birçok ihtiyacımızı online platformlarda gerçekleştirmeye başladık. Uzaktan sevip, uzaktan sevildik görüntülü konuşmalarla…

 

Yaşama dair tüm gereksinimlerimiz sorunsuz bir şekilde çözülürken büyük bir sorun oluşmaya başladı tam da hayatlarımızın merkezinde. Yaşam tarzlarının dijital platformlarla yeniden şekillenmesi düne dair ne varsa hızlıca kopardı bizi geçmiş alışkanlıklarımızdan. Alışkanlıklar kültürlere dönüşürken, dijital bir kültürün merkezinde bulduk kendimizi. Söz konusu dijital dönüşümün en önemlisi belki de “dijital eğitim”de oldu. Ekranları başından hocalarını dinleyen öğrencilerin bu yeni modele alışması ve başarı oranına etkileri uzun süre konuşuldu.

 

Dijital, elbette sadece eğitimle sınırla kalmadı; toplantılar, seminerler, profesyonel iş yaşamları dahil olmak üzere çok sayıda sektör hızlıca dijitalde yerini aldı. Yeniye duyulan heyecanın etkisiyle başlangıçta sevdik bu uzaktan işleri yürütebilme durumunu. Ancak süreç uzadıkça sosyalleşememe, sistemin açıklarını bulup krizi fırsata çevirme gibi farklı konular kimi zaman can sıktı. En büyük olumsuzluk etkisi ise 7’den 70’e öğrencilerde gözlendi.

 

Sosyal medyanın hayatlarda vazgeçilmez bir yeri varken bu yer pandemi süresince daha da kalıcı bir hal aldı. Okumak yerini izlemeye neredeyse tamamen bırakmış durumda. İnsanoğlunun yazılı olan hiçbir şeye tahammülü kalmadı özellikle bu durum bizim ülkemizde biraz daha ağır seyretmekte. Gazetelerin uzun zamandır haberlerini magazin unsurlarını gözeterek vermesinin dışında, gazeteler artık sosyal platformlarındaki hesaplarından haberlere neredeyse tamamen fotoğraf olarak vermeye başladı. Dahası “oyun haber” şeklinde bir habercilik türü çıktı, haberler daha eğlenceli olsun diye! Tüm dünyada halen en fazla kullanılan sosyal medya aracı olan Facebook, ülkemizde tahtını Instagram’a bıraktı. Bu durum Facebook’ta hala yazılı metinlerin de kullanılıyor olmasıyla ilgili. Instagram’ın sadece görsele hitap eden işleyişi çekiciliğini artırıyor, ee okumak da pek gerekli değil nasılsa…

 

Tüketime dair tüm öğelerin sistematik bir şekilde gösterinin merkezinde yer aldığı sosyal mecraların büyüleyici hayatları sürekli gözler önüne sermesi, katı olan her şeyi hızla buharlaştırmaya devam ediyor. Eğitim ve başarının da bu gösterinin merkezinde yer alması bireylere gereksiz özgüven pompalarken gerçek başarı ölçütleri değişkenlik gösteriyor. Okulların karne dönemlerinde bu olayı bir gösteri ritüeline dönüştürülmesi konunun en güzel örneklerinden.

 

Başarılı veya başarısız fark etmeksizin tüm öğrencilerin “takdir-teşekkür” belgesi almaya hak kazanması fark edilmese de hayatlarında derin yaralar açıyor. Her durumda başarılı olmayı kendine hak gören öğrenci, tüm eğitim hayatı boyunca aynı şekilde muamele görmek istiyor. Hasbelkader bir şekilde görüyor da bu muameleyi. Ama üniversiteden aldığı son diploma sonrasında öğrencilik kapılarının hepsinden çıkıp gerçek hayat kapısına doğru adım atınca buluyor kendini kurtlar sofrasında… Alıştığı türden bir başarı ortamı göremiyor; bu kez sistemi, düzeni sorgulamaya başlıyor çünkü hata asla kendisinde olamaz daima başarılıdır bizim öğrencimiz. Bu işte bir tuhaflık var!!!

 

Dijital bu denli hayatlarımızın merkezindeyken yokmuş gibi davranmak nasıl anlamsızsa tüm hayatı bu ortama taşımak da aynı ölçüde anlamsız. Değerlerimizin, bakış açılarımızın metalaşmadığı bir ortamda insanca yaşayabilmek ve geleceğimiz çocuklar için dijitali nasıl kullandığımızı yeniden gözden geçirmemiz gerekli. Şüphesiz, yıllarca üzerinde konuşulan ve yok sayılan “insan” sosyal medyayla birlikte “ben de varım” demeye başladı. Geleneksel kitle iletişim araştırmalarının insanı görmezden gelip “edilgen” bir konuma koymasının karşısında yer alan sosyal medya, insanı “etkin” bir özneye dönüştürdü. Fakat bu dönüşüp çift taraflı, sosyal medya bizi nasıl değiştiriyorsa bizim onu kullanış tarzımız da onu dönüştürüyor. Bu denli değişim ve dönüşümün merkezinde yer alan, yeni nesil medya araçlarını nasıl kullanmamız gerektiği konusunda hemen hemen herkesin bir fikri var. Kontrolü ele alıp büyüsü bozulmuş bir dünyadan kaçarken daha büyük bir büyünün içinde kaybolmamak için sosyal medya kullanım pratiklerini gözden geçirmemiz elzem.

 

Hayatlarımız gösterinin parçası olamayacak kadar gerçek ve müdahale şansımız sadece “an”dan ibaret, bu gerçeğin asla unutulmadığı yaşamlarda sosyal medya kullanmak harika bir deneyim olacaktır.

 

 
Etiketler: PANDEMİDEN, DİJİTALE, SANAL, HAYATLAR,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı